| Şoförüm ben şoförüm şoförüm ... |
Sene 1997. 1 yıllık kullanılmamış ehliyetim var. Yepisyeni yani. Kıydım paraya 85 model bir Broadway aldım. İlk defa araba kullanıcam. Hocam lise birden terk çocukluğundan beri kamyon tır vs kullanan kardeşim. Adam herkesi kendisi gibi sandığı için ilk dersin üçüncü dakikasında arabayı bana verdi. Hade kullan bakalım. Oldu güzelim dedim, lan olur mu demedim. Aldım arabayı. Düz yolda gidebiliyorum ama bazen dönmek gerekiyor. Direksiyon hakimiyetim sıfır. Tam sol yapmış dönüş alıyorken birden her yönden araç çıkmaya başladı. Kilitlendik. Direksiyon tam solda durdum. Bekledim. Araçlar teker teker kendilerini kurtarıp gittiler. Bir ben bir de 10 cm ilerde solumda bir araç kaldı. Benim devam etmem gerekiyor. Bastım gaza, direksiyon solda olduğu halde. Küüüt. Adam sivil polismiş. 1 hafta sonra. Kardeşim iyi bir hoca değilmiş. Hemen değiştirdim. Ev arkadaşım yeni hocam. ODTÜ Bilgisayar mezunu okumuş çocuk. Boru değil yani. Bütün araçlar evlerine gitsin diye gece yarısını bekledik ve düştük yollara. Hocam konuşmayı sevmediği için taktik vermeyi ve öğretmeyi de sevmiyor haliyle. Sessiz sessiz eğitim sürüşündeyiz. Bir dört yola geldik. Kırmızı ne lan. Hoop geçtim. 3 araç aynı anda fren yaptı. Ben slalom yapıp aradan sıyrıldım. Frene basmayı henüz öğrenmedik zira. Bir iki tur daha atıp bir aracın yanından aynasını düzelttim. Adam sivil polismiş lan. 2 hafta sonra. Oktay iyi hoca. Hiç konuşmuyor. Arada yaparsın abi sen diyor. Bir iki tur attık. Gece yarısı ikiye doğru yeter bu kadar deyip dönmeye karar verdik. Sağdan sağdan dönüyoruz. Ne sola geçcem kardeşim. Böylesi iyi. Hoop ilerde sağda parketmiş minibus. Hemen sola geçmem lazım. Amanın arkadan biri soldan kaptırmış geliyor. Frene basmayı henüz düşünemiyorum. Ulan geçmem lazım, yok yok durmam lazım. Azıcık durayım, birazcık geçeyim. Küüüt köşeden minibüsle öpüştük. Adamlar polis ekibiymiş. İndiler aşşa. Ne oluyo laaan diye. Sonra durumu anlattık. Anlayışla karşıladılar. Bizde arkadaşlar arkadan değdirdi sandıydık felan dediler. Bunlar aralarında böyle şakalaşıyorlarmış... |
| Hani bazen öylece kalırsınız ya ... |
Sene 2006. Bir iş seyahati için Ankara'ya uçulacak. Sabahın körü olan 07:20 de. Pegasus ile gidip akşam THY ile dönecem. Sabah karga kendi olayına başlamadan kalktım, çıktım yola. Herzamanki güzergahtah ilerliyorum. Ama bir yere kadar. Polis yolu kapatmış. Neden bilinmiyor ama geri de çıkmak çok zor. Zor mor, uçağa yetişmek gerekiyor. Birşekilde geri çıktık ama uçak riske girdi tabi. Kaçtı kaçacak... Havalanından 07:05 de içeri girerken bu son çağrıdır anonsu yapılıyor. Hemen koşa koşa arkasında insan bulunan tek bankoya doğru ilerliyorum. Bilet numarasını veriyorum elemana. Bakıyor da bakıyor adam. Bulamıyor da bulamıyor adam. - Beyfendi sizin biletiniz akşam dönüş görünüyor diyor. Alla alla ... - Ya kardesim ucak kalkıyor ya. Şimdi karışıklığın zamanı mı yaw. Baba bi daha bak be. Siz bi satışla konuşun o halde diyor da zaman mı kaldı konuşacak. Adamın gösterdiği yönde Pegasus satışa doğru depar atıyorum. Saat 07:10, uçak hala duruyor. Hatun kişiye durumu 8 saniyede anlatıyorum. 3 saniyede anlayıp bakıyor mevzuya. - Beyfendi uçağınız kalkmak üzere, kapılar kapandı, kaçırdınız, üzgünüm. Hönk! - Ama ordaki abi senin biletin akşam dönüş görünüyo deyip beni bissürü oyaladı. - Beni ilgilendirmez, bana 11 saniye önce geldiniz. Çok sinirlendim walla, çok kızdım. - Check-in deki kazma adamınız beni oyalıyor, sonra buraya gönderiyor, siz bana şimdi geldiniz diyonuz. Beni ilgilendirmez diyonuz. Orası da Pegasus değil mi? Töbe töbe ... - Değil beyfendi, orası THY chekc-in. Eğeeeer ölürsem buralarda, beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar yıkasınlaaaar... Hani bazı anlar vardır sevgili dostlar. Öylece kalırsınız. Çok şey söylemek istersiniz ama düğüm düğüm olur boğazınız ve kelimeler çıkmaz. Ansızın çocukluğunuza dönmek istersiniz çünkü oradan kaçmaktır çocukluğa dönmek. |